Tatilpusulasi

Antalya´yi Gezelim…

Tam sıcaklar bastırmışken, tam da tatilde nereye gitsek diye düşünürken, eminiz ki aklınızdan Antalya geçiyordur. İşte Antalya’nın denizden, güneşten ibaret olmadığını anlatmak için, Türk turizminin kalbi olan Antalya’dan küçük detaylar;
Antalya, tarihi güzellikleri, dogasi ve kültürel zenginligi ile Türkiye’nin en gelismis turizm sehirlerinden birisidir. Güzel cografi yapisi ve uygun iklim kosullari ile Nisan ayindan kis aylarinin basina kadar tüm yerli ve yabanci turistler için en ideal tatil firsatlarini sunan sehir, 24 saat canli bir yapiya sahiptir. Milli parklari, zengin tarihi kalintilari ve ödüllü marinasi ile Akdeniz’in incisi durumundaki Antalya, ilçeleri ve tatil merkezleri ile Türk turizminin en önemli kenti durumundadir. Milattan önce 2000 yilinda kurulmaya baslayan kent, sirasiyla birçok medeniyete besik olmus ve son olarak Selçuklulardan Osmanli Imparatorlugu’na ve nihayet Türkiye Cumhuriyetine kalmistir. Antalya içine yapilacak bir gezi sirasinda görülecek birçok yer vardir. Bunlar, Perge, Kaleiçi, Olympos ve Aspendos antik kentleri, Karain ve Kocain Magaralari ve çevre yaylalar, Düden Selaleleri, Altinbesik Magarasi Milli Parki, Köprülü Kanyon Milli Parki, Kursunlu Selalesi Tabiat Parki olarak siralanabilir. Antalya, ayrica çevre ilçeleri ile de turistik bir önem tasimaktadir.
Muhteşem plajları, birbirinden güzel ve keyifli tatil olanakları sağlayan tatil beldeleri ile Türk turizminin kalbinin attığı yer olan Antalya’da, oturduğunuz yerden bir tura çıkmak ister misiniz? Sıcakların arttığı, herkesin olmak istediği yerde Antalya’da olsanız neler yapardınız?
Özellikle Mart-Aralık ayları arasında iklimin ve deniz suyu sıcaklığının elverişli olması ile devam eden deniz mevsimi ile turist potansiyelinde sürekli bir artış gözlemlenen Antalya ve çevresinde bulunan antik şehirler, ağırlıklı olarak yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Aspendos, Perge, Side gibi antik şehirler, ziyaretçi akınına uğramasının yanı sıra, tüm ihtişamı ile şehre ayrı bir güzellik ve hava katıyor. Şelaleler Nehri adına da sahip olan Antalya’da Düden, Manavgat ve Kurşunlu Şelaleleri’nde mola verip, şelalenin huzur veren görüntüsünün hemen yanında bir şeyler atıştırabilirsiniz. Antalya’da sur, kilise, camii, medrese, mescit ve hamamlar Antalya’yı keşfetmek için gidilmesi gerekli yerlerden.
Kemer’de eğlence dolu dizgin.
Antalya’ya 35 km. uzaklıkta bulunan Kemer’de, rüya gibi bir tatilin hemen hemen tüm alternatifleri bulunuyor. Türkiye’nin seçkin tesislerinin bulunduğu bölgede, mavi yolculuk yapabilir, su sporları ve dalış merkezlerinin olanaklarından yararlanarak tatilinizi daha da aktifleştirebilirsiniz. 80′li yılların başına kadar küçük bir köy olan Kemer, zamanla mükemmel koylarının ve kumsallarının keşfedilmesi ile tatil beldelerinin gözdesi konumuna geldi. Kemer’de bulunan antik yapılara yapacağınız ziyaret size Kemer hakkında fazlasıyla bilgi verecektir.
Antalya’nin diger ucunda, Toroslarin eteklerine kurulmus, sirin bir tatil belgesi olan Kemer de, Antalya’nin gelismis tatil beldelerinden birisidir. Bu ilçede bulunan irili ufakli oteller ve tatil köylerinde yapilacak bir tatil sirasinda, tarihi ve kültürel yerler de gezilebilir. Bunlarin arasinda Olympos, Chimaera, Phaselis, Adrasan Koyu, Beldibi Magarasi, Yörük ve Ayisigi Parki bulunur. Kemer’de ayrica Jeep safari turlarina çikilabilir, rafting yapilabilir, deniz gezileri için günlük tekne turlarina çikilabilir. Ayrica yerel yemeklerden keçi eti ile yapilanlar tadilabilir ve özellikle de yogurt mutlaka denenmelidir.
M.Ö 7.yy.da Rodoslular tarafından kurulan Phaselis, Helenistik çağda kurulmuş olan Antik Olympos Kenti, Noel Baba’nın kemiklerinin bulunduğu Demre, yöre insanlarının yaşam tarzlarını görmek içinse Ay Işığı Yörük Parkı’nı ziyaret etmelisiniz. Tüm sahil şeridine Avrupa Çevre Koruma Parkı tarafından “Mavi Bayrak” ödülü verilen Kemer’de gönlünüzce denizin ve güneşin tadını çıkartabilirsiniz. Türk ve dünya mutfaklarının en beğenilen yemeklerini bulabileceğiniz Kemer’de Akdeniz mutfağının, olmazsa olmazı olan balık keyfini de fazlasıyla yaşayabilirsiniz.
Akdeniz gözlemesi ve çay ile sabah kahvaltılarını unutulmaz kılabilir, Kemer’de yetiştirilen kavun ve meyvelerin içinde sunulan dondurmalar ile sıcak havayı bir anda unutabilirsiniz. Kemer’de gece hayatı Antalya’nın hemen hemen her yerinde olduğu gibi oldukça hızlı geçiyor. 24 saat eğlenebilecek yerler bulabileceğiniz Kemer’de, isterseniz bir diskoda sabah kadar dans edebilir, isterseniz Türk Sanat Müziği’nin örneklerini dinleyerek bir fasılda efkar dağıtın, isterseniz de dalga sesleri ile romantik dakikalar yaşayın.
Kaş, Alanya, Side.
Aile işletmeleri ve küçük işletmelerin bulunduğu Kaş ise yaylaları ile ünlü. Uçarsu ve Yeşil Göl ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır. Eğer golfe meraklıysanız Antalya’da gitmeniz gereken yer; Serik’tir. Doğal dokusu ince kumlu uzun ve derin plajları ile sessiz, sakin bir tatile olanak tanıyor. Türkiye’nin ilk turist çeken antik kentlerinden olan Side’de ise, şehir yaşamından uzak, köy havasında bir tatil geçirebilirsiniz. Side’de gezerken kendinizi yurtdışında bir tatilde hissetmeniz olası. Çünkü Side çarşıda Türkçe konuşan pek kimseye rastlayamayabilirsiniz. Turistik bir bölge olmasından ötürü, mağazalardaki satıcıların sizinle İngilizce konuşmasını doğal karşılamalısınız. Side’de çoğu şey, turistlere odaklı olarak planlanmış. Küçük pansiyonlarda konaklamak, Side’nin o eşsiz denizinden tüm gün boyunca faydalanmak, antik tiyatro ve tarihi kalıntıları rehber eşliğinde gezerek tarihi biraz olsun anlamak, Side çarşıda bulunan birbirinden ilginç restoranlarda ilginç yemekler ya da yan yana dizilmiş balık restoranlarında eşsiz manzaraya karşı yemek yemek. Antalya’nın meyve üretim deposu olan Alanya ise meşhur Alanya Kalesi ile adeta turist çekim merkezi haline gelmiştir. Dev tesisler, küçük pansiyonlar, tatil köyleri Alanya’ya renk katıyor. Gece hayatının da pek çok yere göre canlı olması, bölgeye gelen konukların bir sonraki seferde de Alanya’yı tercih etmesine sebep oluyor. Aya Yorgi Kilisesi, Alaaddin Camii, Alara Kalesi, Kızılkule, Alarahan, Şarapsa Hanı, Kargıhan önemli turist alanlarından. Damlataş Mağarası ise yoğun olarak ziyaret edilen yerlerden. Alanya’da Alara çayı üzerinde rafting yapabilir,
Antalya bölgesinin küçük ama canli iki sehri Manavgat ve Side, özellikle son yillarda turizm açisindan hizla gelismislerdir. Bölgede pek çok otel ve pansiyon turistler için hazir beklemektedir. Ayrica gezi alanlari arasinda Side Müzesi, Antik Kentler, Seleukia Antik Sehri, Manavgat Selalesi, Manavgat Baraji, Köprülü Kanyon Milli Parki, Titreyengöl, Altinbesik Düdeni ve Manavgat pazaryeri yer almaktadir. Bölgede geçirilecek bir tatil sirasinda yöresel yemeklerin disinda özellikle balik ve deniz ürünlerinin tadina bakilmalidir.
Binlerce yillik bir tarihi geçmise sahip olan Alanya, Antalya’nin en büyük ilçesidir. Bu tarihi zenginlige, kentin canli ve civil civil havasi da eklenince, ülkemizin en çok gezilen turistik merkezlerinden birisi ortaya çikmaktadir. Alanya’da Kizil Kule, Büyük Tersane, Alanya Kalesi, Alanya Müzesi ve Damlatas Magarasi gezilebilecek yerler arasinda yer almaktadir. Antalya ile ayni iklim özelliklerine sahip olan kent, yilin 8 ayi canli bir sekilde misafirlerini agirlamaya hazirdir. Gelismis kent yapisi ile tüm turizm donanimina sahip olan Alanya, restoranlari, gece kulüpleri, barlari ve çesitli büyüklükte otelleri ile, her sene turistleri memnun etmektedir.
Antalya’da balık ziyafeti.
Antalya’da isteğiniz çeşitte ve çoklukta lezzetli yemekleri Kale İçi’nde bulabilirsiniz. Yöresel yemeklerin tadına bakmak isterseniz; “7 Mehmet Restoran’ı” size, Antalya’ya özgü yemekleri sunacaktır. Antalya’nın en büyük restoranı olarak ün yapmış olan bu mekan, iç dekorasyonu ve dış mimarisiyle de bazı ödüller almış bir mekandır. 1200 kişi kapasiteli olan bu restoran, eski Antalya yemekleri konusunda oldukça iddialı bir mekandır.
Eğer Antalya’da balık keyfi yapmak isterseniz; Lara’da ki Antalya Balık Evi’ne uğramalısınız. Dünya mutfaklarından lezzetler, yeni mekanlar için ise; Yat Limanı’nda ki mekanları deneyebilirsiniz.
Antalya’da gezip, görebileceğiniz o kadar çok yer var ki. Mesela Antalya’ya 15 km uzaklıkta ki, Perge’de Anadolu’nun en görkemli hamamına gidebilir, Perge surlarını ziyaret edebilir, anıtsal çeşme’de soluklanıp, muhteşem manzarasında fotoğraf çekebilirsiniz. Uzunluğu 13 kilometreyi bulan bir kanyonun ağzı olan Saklıkent’e ise Antalya’ya 50 km uzaklıkta. Daracık kanyonun içinde uzun yürüyüşler yapabilir, denize girebilirsiniz. Ayrıca eğer Antalya’yı kışın ziyaret edecekseniz, Saklıkent’te Ocak-Mart aylarında en iyi sezonun yaşandığı kayak merkezi bulunuyor. Merkezde bulunan tele-skilerle çıkacağınız doruktan aşağı kendinizi bırakırken, kışın ve kayağın tadını çıkarabilir, tertemiz havayı içinize çekebilirsiniz. Yine yaz tatili haricinde bir sezonda gittiğiniz Antalya’da kültürel olarak yapacağınız gezilerde, Kaleiçi’ne mutlaka uğramalısınız. Antalya’nın tarihi çekirdek kenti olarak tanımlanan Kaleiçi, iki surla çevrili. Bergama Krallığı döneminde yapılan Kaleiçi, özellikle yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Roma İmparatoru Hadrianus’un onuruna yaptırılan Hadrianus Kapısı, Hıdırılık Kulesi, Alaeddin Keykubad tarafından 13.yy. da yaptırılan 37 metrelik Yivli Minare, Kesik Minare ve Antalya’nın tarihi limanı Kaleiçi’nde görmeniz gereken başlıca eserler.
Ana kaynağı Kırkgöz’den gelen suyun döküldüğü yer olan Düden Şelalesi, piknik yapma olanakları ile de ziyaretçilere unutulmaz bir gün geçirmelerini sağlıyor. Şehir merkezine 8 km. uzaklıkta olan şelale, sıcak yaz günlerinde serinlemek için ideal bir yer. Hafta sonları aşırı kalabalık, şelalenin tadını doyasıya çıkarmanıza engel olabilir. Bir de Antalya’nın önemli liman beldesi olan Kaş, eğlence merkezleri, restoranları ile Lykia bölgesinin küçük ama önemli bir bölgesi. Antik kenr Antiphellos’un en güzel kalıntılarını barındıran Kaş’ta tekne gezileri yapabilirsiniz.
Antalya’dan Kaş’a minibüs ya da otobüslerle gidebilirsiniz. Kaş, İstanbul’dan 928, Ankara´dan 758, İzmir´den ise 498 kilometre uzaklıkta.
Türkiye’nin en ihtişamlı otelleri Belek’te…
Antalya’nın 40 km uzağında bulunan Belek, zamanla Antalya’dan farklı bir tatil bölgesi olarak anılmaya başladı. Modern otelleri, alış veriş olanakları, bir yanda güzel yemekler yiyip bir yandan da bulunduğunuz mekânlardan keyif alabileceğiniz restoranları ve özellikle dünya standartlarında olan golf tesisleriyle doğa ile sporu, tarih ile dinlenmeyi bir arada sunan tatil bölgelerimizden biridir.
Yüzmek, güneslenmek, dinlenmek ve de golf oynamak isteyenlerin ilk tercihi olan Belek, Antalya’nin Serik beldesine yakin bir tatil merkezidir. Özellikle su sporlari ve profesyonel golf sahalari ile öne çikan Belek, tarihi yapisiyla da misafirlerini beklemektedir. Silyon ve Selge antik kentleri, Aspendos, Köprülü Kanyon, Düden Selalesi ve Kursunlu Selalesi bu bölgede yer almaktadir. Belek ayrica tam bir otel ve tatil köyü cennetidir. Uzun sahili boyunca yer alan birçok otel ve 1. sinif tatil köyleri, özellikle bu tür tatil yapmayi sevenler için idealdir.
Belek, 3 bölgeye ayrılmış; Üçkum Tepesi, Taşlıburun ve Belek’in girişine verilen ad olan Kadriye Bölgesi. Belek ile Serik arasında bulunan bölgede ise bir de Boğazkent adı verilen yerleşim alanı bulunuyor. Belek, Türkiye’nin en güzel otellerinin bulunduğu turizm merkezlerinden biri olmakla beraber, en fazla yatak kapasitesine sahip bölgemizdir. Turizm alanında Antalya’nın gözbebeği konumunda…
Tam sıcaklar bastırmışken, tam da tatilde nereye gitsek diye düşünürken, eminiz ki aklınızdan Antalya geçiyordur. İşte Antalya’nın denizden, güneşten ibaret olmadığını anlatmak için, Türk turizminin kalbi olan Antalya’dan küçük detaylar;
Antalya, tarihi güzellikleri, dogasi ve kültürel zenginligi ile Türkiye’nin en gelismis turizm sehirlerinden birisidir. Güzel cografi yapisi ve uygun iklim kosullari ile Nisan ayindan kis aylarinin basina kadar tüm yerli ve yabanci turistler için en ideal tatil firsatlarini sunan sehir, 24 saat canli bir yapiya sahiptir. Milli parklari, zengin tarihi kalintilari ve ödüllü marinasi ile Akdeniz’in incisi durumundaki Antalya, ilçeleri ve tatil merkezleri ile Türk turizminin en önemli kenti durumundadir. Milattan önce 2000 yilinda kurulmaya baslayan kent, sirasiyla birçok medeniyete besik olmus ve son olarak Selçuklulardan Osmanli Imparatorlugu’na ve nihayet Türkiye Cumhuriyetine kalmistir. Antalya içine yapilacak bir gezi sirasinda görülecek birçok yer vardir. Bunlar, Perge, Kaleiçi, Olympos ve Aspendos antik kentleri, Karain ve Kocain Magaralari ve çevre yaylalar, Düden Selaleleri, Altinbesik Magarasi Milli Parki, Köprülü Kanyon Milli Parki, Kursunlu Selalesi Tabiat Parki olarak siralanabilir. Antalya, ayrica çevre ilçeleri ile de turistik bir önem tasimaktadir.
Perge
Muhteşem plajları, birbirinden güzel ve keyifli tatil olanakları sağlayan tatil beldeleri ile Türk turizminin kalbinin attığı yer olan Antalya’da, oturduğunuz yerden bir tura çıkmak ister misiniz? Sıcakların arttığı, herkesin olmak istediği yerde Antalya’da olsanız neler yapardınız?
Özellikle Mart-Aralık ayları arasında iklimin ve deniz suyu sıcaklığının elverişli olması ile devam eden deniz mevsimi ile turist potansiyelinde sürekli bir artış gözlemlenen Antalya ve çevresinde bulunan antik şehirler, ağırlıklı olarak yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Aspendos, Perge, Side gibi antik şehirler, ziyaretçi akınına uğramasının yanı sıra, tüm ihtişamı ile şehre ayrı bir güzellik ve hava katıyor. Şelaleler Nehri adına da sahip olan Antalya’da Düden, Manavgat ve Kurşunlu Şelaleleri’nde mola verip, şelalenin huzur veren görüntüsünün hemen yanında bir şeyler atıştırabilirsiniz. Antalya’da sur, kilise, camii, medrese, mescit ve hamamlar Antalya’yı keşfetmek için gidilmesi gerekli yerlerden.
kas

kas

Kemer’de eğlence dolu dizgin.
Antalya’ya 35 km. uzaklıkta bulunan Kemer’de, rüya gibi bir tatilin hemen hemen tüm alternatifleri bulunuyor. Türkiye’nin seçkin tesislerinin bulunduğu bölgede, mavi yolculuk yapabilir, su sporları ve dalış merkezlerinin olanaklarından yararlanarak tatilinizi daha da aktifleştirebilirsiniz. 80′li yılların başına kadar küçük bir köy olan Kemer, zamanla mükemmel koylarının ve kumsallarının keşfedilmesi ile tatil beldelerinin gözdesi konumuna geldi. Kemer’de bulunan antik yapılara yapacağınız ziyaret size Kemer hakkında fazlasıyla bilgi verecektir.
Antalya’nin diger ucunda, Toroslarin eteklerine kurulmus, sirin bir tatil belgesi olan Kemer de, Antalya’nin gelismis tatil beldelerinden birisidir. Bu ilçede bulunan irili ufakli oteller ve tatil köylerinde yapilacak bir tatil sirasinda, tarihi ve kültürel yerler de gezilebilir. Bunlarin arasinda Olympos, Chimaera, Phaselis, Adrasan Koyu, Beldibi Magarasi, Yörük ve Ayisigi Parki bulunur. Kemer’de ayrica Jeep safari turlarina çikilabilir, rafting yapilabilir, deniz gezileri için günlük tekne turlarina çikilabilir. Ayrica yerel yemeklerden keçi eti ile yapilanlar tadilabilir ve özellikle de yogurt mutlaka denenmelidir.
M.Ö 7.yy.da Rodoslular tarafından kurulan Phaselis, Helenistik çağda kurulmuş olan Antik Olympos Kenti, Noel Baba’nın kemiklerinin bulunduğu Demre, yöre insanlarının yaşam tarzlarını görmek içinse Ay Işığı Yörük Parkı’nı ziyaret etmelisiniz. Tüm sahil şeridine Avrupa Çevre Koruma Parkı tarafından “Mavi Bayrak” ödülü verilen Kemer’de gönlünüzce denizin ve güneşin tadını çıkartabilirsiniz. Türk ve dünya mutfaklarının en beğenilen yemeklerini bulabileceğiniz Kemer’de Akdeniz mutfağının, olmazsa olmazı olan balık keyfini de fazlasıyla yaşayabilirsiniz.
Akdeniz gözlemesi ve çay ile sabah kahvaltılarını unutulmaz kılabilir, Kemer’de yetiştirilen kavun ve meyvelerin içinde sunulan dondurmalar ile sıcak havayı bir anda unutabilirsiniz. Kemer’de gece hayatı Antalya’nın hemen hemen her yerinde olduğu gibi oldukça hızlı geçiyor. 24 saat eğlenebilecek yerler bulabileceğiniz Kemer’de, isterseniz bir diskoda sabah kadar dans edebilir, isterseniz Türk Sanat Müziği’nin örneklerini dinleyerek bir fasılda efkar dağıtın, isterseniz de dalga sesleri ile romantik dakikalar yaşayın.
olympos
Kaş, Alanya, Side.
Aile işletmeleri ve küçük işletmelerin bulunduğu Kaş ise yaylaları ile ünlü. Uçarsu ve Yeşil Göl ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır. Eğer golfe meraklıysanız Antalya’da gitmeniz gereken yer; Serik’tir. Doğal dokusu ince kumlu uzun ve derin plajları ile sessiz, sakin bir tatile olanak tanıyor. Türkiye’nin ilk turist çeken antik kentlerinden olan Side’de ise, şehir yaşamından uzak, köy havasında bir tatil geçirebilirsiniz. Side’de gezerken kendinizi yurtdışında bir tatilde hissetmeniz olası. Çünkü Side çarşıda Türkçe konuşan pek kimseye rastlayamayabilirsiniz. Turistik bir bölge olmasından ötürü, mağazalardaki satıcıların sizinle İngilizce konuşmasını doğal karşılamalısınız. Side’de çoğu şey, turistlere odaklı olarak planlanmış. Küçük pansiyonlarda konaklamak, Side’nin o eşsiz denizinden tüm gün boyunca faydalanmak, antik tiyatro ve tarihi kalıntıları rehber eşliğinde gezerek tarihi biraz olsun anlamak, Side çarşıda bulunan birbirinden ilginç restoranlarda ilginç yemekler ya da yan yana dizilmiş balık restoranlarında eşsiz manzaraya karşı yemek yemek. Antalya’nın meyve üretim deposu olan Alanya ise meşhur Alanya Kalesi ile adeta turist çekim merkezi haline gelmiştir. Dev tesisler, küçük pansiyonlar, tatil köyleri Alanya’ya renk katıyor. Gece hayatının da pek çok yere göre canlı olması, bölgeye gelen konukların bir sonraki seferde de Alanya’yı tercih etmesine sebep oluyor. Aya Yorgi Kilisesi, Alaaddin Camii, Alara Kalesi, Kızılkule, Alarahan, Şarapsa Hanı, Kargıhan önemli turist alanlarından. Damlataş Mağarası ise yoğun olarak ziyaret edilen yerlerden. Alanya’da Alara çayı üzerinde rafting yapabilir,
Antalya bölgesinin küçük ama canli iki sehri Manavgat ve Side, özellikle son yillarda turizm açisindan hizla gelismislerdir. Bölgede pek çok otel ve pansiyon turistler için hazir beklemektedir. Ayrica gezi alanlari arasinda Side Müzesi, Antik Kentler, Seleukia Antik Sehri, Manavgat Selalesi, Manavgat Baraji, Köprülü Kanyon Milli Parki, Titreyengöl, Altinbesik Düdeni ve Manavgat pazaryeri yer almaktadir. Bölgede geçirilecek bir tatil sirasinda yöresel yemeklerin disinda özellikle balik ve deniz ürünlerinin tadina bakilmalidir.
Binlerce yillik bir tarihi geçmise sahip olan Alanya, Antalya’nin en büyük ilçesidir. Bu tarihi zenginlige, kentin canli ve civil civil havasi da eklenince, ülkemizin en çok gezilen turistik merkezlerinden birisi ortaya çikmaktadir. Alanya’da Kizil Kule, Büyük Tersane, Alanya Kalesi, Alanya Müzesi ve Damlatas Magarasi gezilebilecek yerler arasinda yer almaktadir. Antalya ile ayni iklim özelliklerine sahip olan kent, yilin 8 ayi canli bir sekilde misafirlerini agirlamaya hazirdir. Gelismis kent yapisi ile tüm turizm donanimina sahip olan Alanya, restoranlari, gece kulüpleri, barlari ve çesitli büyüklükte otelleri ile, her sene turistleri memnun etmektedir.
Antalya’da balık ziyafeti.
Antalya’da isteğiniz çeşitte ve çoklukta lezzetli yemekleri Kale İçi’nde bulabilirsiniz. Yöresel yemeklerin tadına bakmak isterseniz; “7 Mehmet Restoran’ı” size, Antalya’ya özgü yemekleri sunacaktır. Antalya’nın en büyük restoranı olarak ün yapmış olan bu mekan, iç dekorasyonu ve dış mimarisiyle de bazı ödüller almış bir mekandır. 1200 kişi kapasiteli olan bu restoran, eski Antalya yemekleri konusunda oldukça iddialı bir mekandır.
Eğer Antalya’da balık keyfi yapmak isterseniz; Lara’da ki Antalya Balık Evi’ne uğramalısınız. Dünya mutfaklarından lezzetler, yeni mekanlar için ise; Yat Limanı’nda ki mekanları deneyebilirsiniz.
Antalya’da gezip, görebileceğiniz o kadar çok yer var ki. Mesela Antalya’ya 15 km uzaklıkta ki, Perge’de Anadolu’nun en görkemli hamamına gidebilir, Perge surlarını ziyaret edebilir, anıtsal çeşme’de soluklanıp, muhteşem manzarasında fotoğraf çekebilirsiniz. Uzunluğu 13 kilometreyi bulan bir kanyonun ağzı olan Saklıkent’e ise Antalya’ya 50 km uzaklıkta. Daracık kanyonun içinde uzun yürüyüşler yapabilir, denize girebilirsiniz. Ayrıca eğer Antalya’yı kışın ziyaret edecekseniz, Saklıkent’te Ocak-Mart aylarında en iyi sezonun yaşandığı kayak merkezi bulunuyor. Merkezde bulunan tele-skilerle çıkacağınız doruktan aşağı kendinizi bırakırken, kışın ve kayağın tadını çıkarabilir, tertemiz havayı içinize çekebilirsiniz. Yine yaz tatili haricinde bir sezonda gittiğiniz Antalya’da kültürel olarak yapacağınız gezilerde, Kaleiçi’ne mutlaka uğramalısınız. Antalya’nın tarihi çekirdek kenti olarak tanımlanan Kaleiçi, iki surla çevrili. Bergama Krallığı döneminde yapılan Kaleiçi, özellikle yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Roma İmparatoru Hadrianus’un onuruna yaptırılan Hadrianus Kapısı, Hıdırılık Kulesi, Alaeddin Keykubad tarafından 13.yy. da yaptırılan 37 metrelik Yivli Minare, Kesik Minare ve Antalya’nın tarihi limanı Kaleiçi’nde görmeniz gereken başlıca eserler.
Ana kaynağı Kırkgöz’den gelen suyun döküldüğü yer olan Düden Şelalesi, piknik yapma olanakları ile de ziyaretçilere unutulmaz bir gün geçirmelerini sağlıyor. Şehir merkezine 8 km. uzaklıkta olan şelale, sıcak yaz günlerinde serinlemek için ideal bir yer. Hafta sonları aşırı kalabalık, şelalenin tadını doyasıya çıkarmanıza engel olabilir. Bir de Antalya’nın önemli liman beldesi olan Kaş, eğlence merkezleri, restoranları ile Lykia bölgesinin küçük ama önemli bir bölgesi. Antik kenr Antiphellos’un en güzel kalıntılarını barındıran Kaş’ta tekne gezileri yapabilirsiniz.
Antalya’dan Kaş’a minibüs ya da otobüslerle gidebilirsiniz. Kaş, İstanbul’dan 928, Ankara´dan 758, İzmir´den ise 498 kilometre uzaklıkta.
Türkiye’nin en ihtişamlı otelleri Belek’te…
Antalya’nın 40 km uzağında bulunan Belek, zamanla Antalya’dan farklı bir tatil bölgesi olarak anılmaya başladı. Modern otelleri, alış veriş olanakları, bir yanda güzel yemekler yiyip bir yandan da bulunduğunuz mekânlardan keyif alabileceğiniz restoranları ve özellikle dünya standartlarında olan golf tesisleriyle doğa ile sporu, tarih ile dinlenmeyi bir arada sunan tatil bölgelerimizden biridir.
Yüzmek, güneslenmek, dinlenmek ve de golf oynamak isteyenlerin ilk tercihi olan Belek, Antalya’nin Serik beldesine yakin bir tatil merkezidir. Özellikle su sporlari ve profesyonel golf sahalari ile öne çikan Belek, tarihi yapisiyla da misafirlerini beklemektedir. Silyon ve Selge antik kentleri, Aspendos, Köprülü Kanyon, Düden Selalesi ve Kursunlu Selalesi bu bölgede yer almaktadir. Belek ayrica tam bir otel ve tatil köyü cennetidir. Uzun sahili boyunca yer alan birçok otel ve 1. sinif tatil köyleri, özellikle bu tür tatil yapmayi sevenler için idealdir.
Belek, 3 bölgeye ayrılmış; Üçkum Tepesi, Taşlıburun ve Belek’in girişine verilen ad olan Kadriye Bölgesi. Belek ile Serik arasında bulunan bölgede ise bir de Boğazkent adı verilen yerleşim alanı bulunuyor. Belek, Türkiye’nin en güzel otellerinin bulunduğu turizm merkezlerinden biri olmakla beraber, en fazla yatak kapasitesine sahip bölgemizdir. Turizm alanında Antalya’nın gözbebeği konumunda…

Temmuz 10, 2009 Posted by | Alanya, Antalya, Kemer, Manavgat, Side, Tatil, türkiye, travel | Yorum yapın

Ege Kasabalari

İster denizine tutkun olun, ister tatlı esintilerine… İster gündoğumuna, ister günbatımına… Tarihi dokusu, taş evleri, dar sokakları, doğası, yemekleri, otları, pazarları ve çiçek kokularıyla Ege kasabaları, bahar ve yaz aylarında insanı kendine çeker
Alaçatı
Sörf ve taş ev meraklılarının 1990′lardan sonra keşfettiği Alaçatı, kısa sürede vazgeçilmeyen tatil yerleri arasına girmeyi başardı. Her yer apartmanlarla dolarken, Alaçatı kentsel SİT alanı ilan edildiği için kendini bu istiladan koruyabildi. Bir yarımada üzerine kurulu olan Alaçatı, birbirinden güzel koyları ve butik otelleriyle dikkat çekiyor. Alaçatı’ya girer girmez gözünüze çarpan yeldeğirmenleri ise 1850-1900 yılları arasında inşa edilmiş. Yerel otlarıyla yapılan yemeklerini de unutmamak lazım. Alaçatı, Nedim Atilla, Öncel Öziçer, Saffet Emre Tonguç ve Kumru Sağlam İşbilen’in tercihleri arasında yer alıyor. (Aldığı oy: 4)
Ayvalık
Arnavut kaldırımlı sokakları, 200 yıllık Rum evleri, kiliseleri, kuyuları ve tarihi sarnıçlarıyla Ayvalık’ı kelimelerle anlatmak kolay değil. Zeytin ağacının ve zeytinyağının başkenti olarak bilinen Ayvalık’ı tutkunları ”Anlatılmaz, yaşanır tadında bir rüya,” diye tanımlar. Sahilinde denizden esen tatlı rüzgâra zeytinyağı kokusu da eşlik eder. Hele bir de Şeytan Sofrası’ndaysanız, günbatımı da hediyesidir keyfinizin. En güzel Ege mezelerini Cunda Adası’nda yersiniz. 1973′te Türkiye’de ilk kez bir kasaba, tarihsel SİT alanı ilan edildi. Burası da Ayvalık-Cunda. Böylece mübadeleden kalan mimari doku korundu. Levent Üzümcü, Nedim Atilla, Saffet Emre Tonguç ve Tolga Topçu Ayvalık’a oy veriyor. (Aldığı oy: 4)
Foça
İzmir’ e 70 km. uzaklıktaki Foça, eski ve yeni Foça diye ikiye ayrılıyor. Korunmuş olanı Eski Foça, önde balıkçı tekneleri, arkada mavi denizi ve küçücük adacıklarla bir resim gibi uzanır. Daracık taş sokakları, nesli tükenme tehlikesi altındaki fokları ve horoz sembolüyle bilinir. Eski Foça, Mersinaki koyları, kumsalları, balıkçı lokantalarıyla keşfedilmeye değer. Nedim Atilla, Foça ile ilgili bir tarihi gerçeği hatırlatıyor: “2009, Fransa’da Türk Mevsimi olarak kutlanacak. Foçalılar da Marsilya, güney Fransa’yı kuranlar olarak tarihte yer alıyor.” Nedim Atilla, Tan Sağtürk, Tayfun İşbilen ve Bora Ercan’ın oylarını aldı. (Aldığı oy: 4)
Assos
Antik Yunan filozoflarından Aristo’nun üç yıl burada yaşamayı seçmesi boşuna değil. Taş evleri, zeytin ağaçları, çipurası ve Kaz Dağları’nın doğal zenginliğiyle Assos’un yeri başka. Kuzey Ege’nin en gözde tatil yerlerinden Assos, her daim esen rüzgârlarıyla da meşhur. Çevredeki koyları, tatilcilere kafa dinleme imkânı sağlıyor. Seyahat rehberi Saffet Emre Tonguç, “Athena Tapınağı, Anadolu’nun ilk Dorik üsluplu tapınağı. Bu tapınaktan Midilli Adası manzarası ve günbatımı muhteşem,” diyor. Assos, Tayfun İşbilen, Saffet Emre Tonguç ve Kumru Sağlam İşbilen’in oylarını aldı. (Aldığı oy: 3)
Birgi
İzmir’ den 70 km. ileride bulunan Birgi, kışın Egelilerin kar sürpriziyle karşılaşmak için gittiği kasabalardan biri… Öncel Öziçer’e göre “Dede Türbesi’nde zaman geçirmek, insanın ruhunu arındırıyor. Tekerlek büyüklüğündeki köy ekmekleri özellikle tavsiye edilecek kadar lezzetli.” Saffet Emre Tonguç da Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin olduğu Çakırağa Konağı ve diğer ahşap evlerinin, geçmişe yolculuğun anahtarı olduğunu söylüyor. Birgi, Öncel Öziçer, Bahadır Eryılmaz ve Saffet Emre Tonguç’un listesinde. (Aldığı oy: 3)
Çeşme
İzmir’in batısında yer alan Çeşme, yaz aylarının en hareketli turistik yerlerinden. Bugün müze olarak kullanılan kalesi, Osmanlı’dan kalan kervansarayı, masmavi denizi ve rüzgârları ilk akla gelen özelliklerinden. Rehber Tayfun İşbilen, “Yazın canlı, eğlencesi bol. Güneşin Sakız Adası üzerinden batışı ise kaçırılmamalı,” diyor. Çeşme Levent Üzümcü ve Tayfun İşbilen’in listesinde yer alıyor. (Aldığı oy: 2)
Datça
Akdeniz ve Ege’nin buluşma noktasındaki yarımadada kurulu olan Datça, çam ormanları, tarihi Knidos liman kenti ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çekiyor. Mavi bayraklı plajları, koyları, balı ve balıkları çok ünlü. Doğa yürüyüşü tutkunları için yürüyüş parkurları da var. Datça’ya yolu düşenler Eski Datça’ya da uğrayıp, Can Yücel’in eserlerinin sergilendiği Canevi’ni de görebilir. Levent Üzümcü ve Tolga Topçu, Datça’ya oy veriyor. (Aldığı oy: 2)
Karaburun
(Aldığı oy: 2)
Aynı adlı yarımadanın ucunda bulunan Karaburun, tenhalığı nedeniyle özellikle sakinlik arayanların cenneti. Konumu nedeniyle açık denize baktığı için denizi çok temiz ve berrak. Kumsaldan çok kayalık yapıya sahip olan Karaburun, sualtı zenginliği açısından özellikle dalış meraklılarının ilgisini çekiyor. Balıkçılık ile ilgilenenler için birçok imkân sunan Karaburun, esintileri sayesinde de sörf meraklılarının ve kavurucu yaz aylarını rahat geçirmek isteyenlerin tercih ettiği yerlerden biri. Tan Sağtürk ve Bora Ercan oy veriyor.
Şirince
Şirince, İzmir’in Efes harabeleriyle ünlü Selçuk ilçesinin 8 km. doğusunda üzüm bağları, şeftali bahçeleri ve zeytinliklerle çevrili bir yamaçta yer alıyor. Denizi görmese de Ege’nin en kendine özgü kasabalarından biri… Eski Rum evlerine hayran kalmamak mümkün değil. Çocukluğunun bir bölümü Şirince’de geçen Yunan yazar Dido Sotiriu, Benden Selam Söyle Anadolu’ya adlı kitabında, “Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa Şirince olmalı,” diyor. Tayfun İşbilen ve Kumru Sağlam İşbilen, Şirince’yi öneriyor. (Aldığı oy: 2)
Tire
İzmir’ e 81 km. uzaklıktaki Tire, tarihi yapıları, el sanatları, çarşısı, yöresel yemekleri ve 3 bin yıllık tarihiyle ünlü. Meşhur tireköftesi ve otları, özellikle yemek meraklılarını çekiyor. Özellikle salı günleri kurulan pazarı da görülmeye değer. Tan Sağtürk, “Güzel tarafı ayak üstü bir yer olmaması. Hatmi çiçekleri, yazın güzel kasabayı daha da güzelleştirir,” diyor. Tire, Bahadır Eryılmaz ve Tan Sağtürk’ün görülmeye değer Ege kasabaları listesinde yer alıyor.
İster denizine tutkun olun, ister tatlı esintilerine… İster gündoğumuna, ister günbatımına… Tarihi dokusu, taş evleri, dar sokakları, doğası, yemekleri, otları, pazarları ve çiçek kokularıyla Ege kasabaları, bahar ve yaz aylarında insanı kendine çeker

Alaçatı

Sörf ve taş ev meraklılarının 1990′lardan sonra keşfettiği Alaçatı, kısa sürede vazgeçilmeyen tatil yerleri arasına girmeyi başardı. Her yer apartmanlarla dolarken, Alaçatı kentsel SİT alanı ilan edildiği için kendini bu istiladan koruyabildi. Bir yarımada üzerine kurulu olan Alaçatı, birbirinden güzel koyları ve butik otelleriyle dikkat çekiyor. Alaçatı’ya girer girmez gözünüze çarpan yeldeğirmenleri ise 1850-1900 yılları arasında inşa edilmiş. Yerel otlarıyla yapılan yemeklerini de unutmamak lazım.

Ayvalık

Arnavut kaldırımlı sokakları, 200 yıllık Rum evleri, kiliseleri, kuyuları ve tarihi sarnıçlarıyla Ayvalık’ı kelimelerle anlatmak kolay değil. Zeytin ağacının ve zeytinyağının başkenti olarak bilinen Ayvalık’ı tutkunları ”Anlatılmaz, yaşanır tadında bir rüya,” diye tanımlar. Sahilinde denizden esen tatlı rüzgâra zeytinyağı kokusu da eşlik eder. Hele bir de Şeytan Sofrası’ndaysanız, günbatımı da hediyesidir keyfinizin. En güzel Ege mezelerini Cunda Adası’nda yersiniz. 1973′te Türkiye’de ilk kez bir kasaba, tarihsel SİT alanı ilan edildi. Burası da Ayvalık-Cunda. Böylece mübadeleden kalan mimari doku korundu.

Foça

İzmir’ e 70 km. uzaklıktaki Foça, eski ve yeni Foça diye ikiye ayrılıyor. Korunmuş olanı Eski Foça, önde balıkçı tekneleri, arkada mavi denizi ve küçücük adacıklarla bir resim gibi uzanır. Daracık taş sokakları, nesli tükenme tehlikesi altındaki fokları ve horoz sembolüyle bilinir. Eski Foça, Mersinaki koyları, kumsalları, balıkçı lokantalarıyla keşfedilmeye değer. Nedim Atilla, Foça ile ilgili bir tarihi gerçeği hatırlatıyor: “2009, Fransa’da Türk Mevsimi olarak kutlanacak. Foçalılar da Marsilya, güney Fransa’yı kuranlar olarak tarihte yer alıyor.

Assos

Antik Yunan filozoflarından Aristo’nun üç yıl burada yaşamayı seçmesi boşuna değil. Taş evleri, zeytin ağaçları, çipurası ve Kaz Dağları’nın doğal zenginliğiyle Assos’un yeri başka. Kuzey Ege’nin en gözde tatil yerlerinden Assos, her daim esen rüzgârlarıyla da meşhur. Çevredeki koyları, tatilcilere kafa dinleme imkânı sağlıyor. Seyahat rehberi Saffet Emre Tonguç, “Athena Tapınağı, Anadolu’nun ilk Dorik üsluplu tapınağı. Bu tapınaktan Midilli Adası manzarası ve günbatımı muhteşem,” diyor.

Birgi

İzmir’ den 70 km. ileride bulunan Birgi, kışın Egelilerin kar sürpriziyle karşılaşmak için gittiği kasabalardan biri… Öncel Öziçer’e göre “Dede Türbesi’nde zaman geçirmek, insanın ruhunu arındırıyor. Tekerlek büyüklüğündeki köy ekmekleri özellikle tavsiye edilecek kadar lezzetli.” Saffet Emre Tonguç da Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin olduğu Çakırağa Konağı ve diğer ahşap evlerinin, geçmişe yolculuğun anahtarı olduğunu söylüyor.

Çeşme

İzmir’in batısında yer alan Çeşme, yaz aylarının en hareketli turistik yerlerinden. Bugün müze olarak kullanılan kalesi, Osmanlı’dan kalan kervansarayı, masmavi denizi ve rüzgârları ilk akla gelen özelliklerinden. Rehber Tayfun İşbilen, “Yazın canlı, eğlencesi bol. Güneşin Sakız Adası üzerinden batışı ise kaçırılmamalı,” diyor.

Datça

Akdeniz ve Ege’nin buluşma noktasındaki yarımadada kurulu olan Datça, çam ormanları, tarihi Knidos liman kenti ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çekiyor. Mavi bayraklı plajları, koyları, balı ve balıkları çok ünlü. Doğa yürüyüşü tutkunları için yürüyüş parkurları da var.

Karaburun

Aynı adlı yarımadanın ucunda bulunan Karaburun, tenhalığı nedeniyle özellikle sakinlik arayanların cenneti. Konumu nedeniyle açık denize baktığı için denizi çok temiz ve berrak. Kumsaldan çok kayalık yapıya sahip olan Karaburun, sualtı zenginliği açısından özellikle dalış meraklılarının ilgisini çekiyor. Balıkçılık ile ilgilenenler için birçok imkân sunan Karaburun, esintileri sayesinde de sörf meraklılarının ve kavurucu yaz aylarını rahat geçirmek isteyenlerin tercih ettiği yerlerden biri.

Şirince

Şirince, İzmir’in Efes harabeleriyle ünlü Selçuk ilçesinin 8 km. doğusunda üzüm bağları, şeftali bahçeleri ve zeytinliklerle çevrili bir yamaçta yer alıyor. Denizi görmese de Ege’nin en kendine özgü kasabalarından biri… Eski Rum evlerine hayran kalmamak mümkün değil. Çocukluğunun bir bölümü Şirince’de geçen Yunan yazar Dido Sotiriu, Benden Selam Söyle Anadolu’ya adlı kitabında, “Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa Şirince olmalı,” diyor.

Tire

İzmir’ e 81 km. uzaklıktaki Tire, tarihi yapıları, el sanatları, çarşısı, yöresel yemekleri ve 3 bin yıllık tarihiyle ünlü. Meşhur tireköftesi ve otları, özellikle yemek meraklılarını çekiyor. Özellikle salı günleri kurulan pazarı da görülmeye değer. Tan Sağtürk, “Güzel tarafı ayak üstü bir yer olmaması. Hatmi çiçekleri, yazın güzel kasabayı daha da güzelleştirir,” diyor.

Temmuz 10, 2009 Posted by | Alibey Adasi, Ayvalik, datca, Fethiye, Gezelim, nereye gitmeli, Tatil, türkiye, travel, ucuz tatil | Yorum yapın

Ege’nin kalbi

Antik mirası, kasabaları, denizi ve yaylalarıyla gezginlere her virajda yeni bir sürpriz sunan Ege’de, sıradışı ve çok renkli bir rota.

İzmir’in 100 kilometre kuzeyindeki tarih hazinesi Bergama’dan başlayıp Çeşme Yarımadası’nın iki hazinesi Alaçatı ve Dalyanköy’e uzanan Ege rotası, maceracı gezginler için eşine rastlanmaz bir yolculuk vaat ediyor. Dünyanın ilk sağlık kompleksinin kurulduğu ve ilk ciltli kitapların üretildiği Bergama, antik mirasının yanı sıra; eski kasaba dokusu, halıları ve yayla yaşamıyla yolculuğun belki de en renkli yeri. Çeşme’nin gizli hazinesi Dalyanköy, ‘denizkızı’ ve balık lokantalarıyla ünlü. Çeşme plajları, her yaz olduğu gibi şimdi de gözde. Rotanın rüzgarlı sahili Alaçatı, mavi ve yeşilin her tonunun yansıdığı berrak denizi, şairlere ilham veren geleneksel Ege ruhu ve özgün taş evleriyle ziyaretçilerinin kalbini çalmaya hazır.

En renkli mahalle
Parşömen denilen hayvan derisinden yapılmış kağıt türünün ilk bulunduğu yer olan Bergama’da ilk durağımız, Akropol. Yukarı Agora’da bulunan amfitiyatro, dünyanın en dik antik tiyatrosu. Sağlık alanındaki pek çok ilkin adresi olan kentin batısındaki Asklepion, tıp ve eczacılığın simgesi kıvrımlı yılan figürünün ilk görüldüğü yer. Bergama’nın tek cazibesi antik mirası değil elbette. Ara sokakları sürprizlerle dolu olan kentte dikkat çeken iki mahalle var: Akropol’ün yamacına yayılmış eski Rum ve Osmanlı evlerinden oluşan Talatpaşa Mahallesi ve müzik dehalarıyla ünlü Romanların mesken edindiği Atmaca Mahallesi. Tepeye doğru tırmanan arnavutkaldırımı sokaklar, rengârenk boyalı evleriyle yakın geçmişin aynası sanki. Kızıl Avlu karşısında, Bergama halılarıyla antika eşyaların satıldığı dükkânlar tarafından kullanılan yapılar, Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmiş. Kız Meslek Lisesi, Küplü Hamam ve Papaz Evi, bölgenin en dikkat çekici evlerinden. Şehir merkezinden Kozak Yolu’na saptıktan sonra çam ormanlarının arasına dağılmış yayla köylerinin herbiri birer yağlıboya tablosu sanki. Bergama çıkışında, önce tarihi bir su kemerinin manzarasıyla karşılaşacağınız yol boyunca, karaçamlar ve piknik alanları eşliğinde irtifa yavaş yavaş artıyor. Kozak Yaylaları, 900’lü metrelerde sarı – yeşil bir havuz gibi seriliyor önünüzde.

Dertsiz ve bereketli
Şehir merkezinden Kozak yoluna saptıktan sonra fıstıkçamı ormanlarının arasına dağılmış yayla köyleri birer yağlıboya tablosu sanki. Ayvalık’a kadar uzanan Kozak Yolu, doğa tutkunlarının kaçırmaması gereken bir rota. Kozak mevkiindeki köylerden Demircidere, yayla turizmine yatkınlığı, Aşağıcuma ve Yukarıbey ise doğal zenginlikleri ile dikkat çekiyor. Fıstıkçamı, yöredeki toprak sahiplerine büyük bir refah sağlamış. Ziyaretçilerine doğa yürüyüşleri, fotoğrafçılık, bitki ve kuş gözlemi gibi olanaklar sunuyor Kozak Yaylaları…

Rüzgarlı koy
İzmirliler’in bugüne dek saklamayı başardığı en güzel sır olan Alaçatı’da, meydandaki çay bahçesinde oturup bir bardak çay içmek, kasabanın insana yaşattığı dinginlik duygusunu ateşleyen bir ritüel gibi… Beyaz badanalı, mavi kepenkli Rum evlerinde hayat bulan butik oteller, kafeler, barlar ve hediyelik eşya dükkânlarıyla Kemalpaşa Caddesi, Alaçatı’nın can damarı. Kasabanın merkezini işaret eden Pazaryeri Camii’nin önündeki çakıl taşlı alanın bir bölümü, haftasonları güzel bir antika pazarına dönüşüyor. Antika pazarını gölgelemek limon ağaçlarına düşmüş. Doksanlı yılların başında Alaçatı’yı ziyarete gelen Rumlar’ın arasındaki bir papaz ile camii imamının birlikte diktiği limon ağacı, barış dolu bir geleceğin simgesi gibi. Cumartesi günleri, civar köylerden getirilen her türlü sebze, meyve, Ege otları, dokumalar, ağaç işleri ve köy peynirleriyle zenginleştirilen bir pazar daha kuruluyor burada. Bir zamanlar kıyıda olan Alaçatı, şimdi denizden iki kilometre içeride. 80’li yıllara kadar küçük bir sahil köyü olan Alaçatı’nın adı, ilk kez sörf sayesinde duyuldu. Bugünse; devamlı esen rüzgârı, bir buçuk kilometrelik sığ sahil bandı ve profesyonel sörf okullarıyla dünyaca ünlü bir sörf merkezi, Alaçatı. Son birkaç yılda hızlı bir değişim yaşayan Alaçatı, arnavutkaldırımı sokakları, taş evleri ve sakız ağaçlarıyla özgün dokusunu koruma konusunda çok titiz. Alaçatı’da yaz – kış sakızlı dondurma, taze balık ve deniz ürünleri bulabileceğiniz gibi, balık yemeyi tercih etmeyenlerin imdadına yetişen bir de kumrucu var. Nohut unundan yapılmış özel bir ekmeğin arasına çeşitli kahvaltılıklar konularak hazırlanan bir sandviç türü olan kumru, sadece Alaçatı’nın değil tüm bölgenin vazgeçilmezleri arasında.

Çeşme’nin Boğaz’ı
Doğanın alabildiğine cömert davrandığı bir köşe olan Dalyanköy’de yüzünü Sakız Adası’na çevirmiş bir denizkızı heykeli karşılayacak sizi. Her ne kadar kağıt üzerinde Çeşme ilçesinin bir mahallesi olarak görünse de, aslında merkeze 4 kilometre uzaklıkta bir balıkçı köyü burası. Doğal bir film platosunu andıran Dalyanköy’ün 10 kilometre ötedeki Alaçatı’dan belki de tek eksiği, eski Rum evlerinin yarattığı tarihi kasaba atmosferi. Çeşme’nin kuzeyinde, ince uzun bir koyun kenarına kurulan Dalyanköy’de, kendinizi zaman zaman boğaz ya da nehir kıyısında sanabilirsiniz. Kış aylarında alabildiğine sakin ve sessiz olmasına rağmen, yazları nüfus 5-6 bini buluyor burada. Otellerin özel plajlarının yanı sıra, mavi bayraklı  Bostan ve Kocakarı Plajları, yaz turizminin en canlı yaşandığı yerler arasında. Bir koyun etrafında dizilmiş teraslı villaları, marinada demirli yatları, rengarenk balıkçı tekneleri ve şık balık restoranlarıyla tablo güzelliğinde bir Egeli, Dalyanköy. Bin dokuz yüz yirmilerin ortalarına kadar Palaskevi olarak anılan bir Rum köyüymüş burası. Rumların ayrılmasından sonra, Dalyanköy’ün yeni sahipleri, yetmişli yıllara kadar Rumlar’dan kalan taş evlerde yaşamışlar. Sonrasında ise yazlık furyasına yenik düşmüş köyün özgün dokusu. Bugün Rumlar’dan kalma taş evlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar az. Yörenin eşsiz mimarisini yakından tanıyabilmek içinse, sokak aralarında kaybolmak gerek, Ege rotasını bir kez daha ve doyasıya yaşabilmek için…

Temmuz 5, 2009 Posted by | Ayvalik, bergama, Cunda adasi, dalyan, datca, Fethiye, Tatil, türkiye | Yorum yapın

Nereye Gitsem

Tatile cikmadan önce hep kendimize yada esimize ,dostumuza sormusuktur..nereye gitmeli ? yada  nerede ucuz otel yada pansiyonda ucuz ve kaliteli bir tatil yapmayi?

Öncelikle tatile gidecek kişi sayısı çok önem taşımakta.Eğer kalabalık grup halinde tatile çıkacaksanız,Muğla bölgesinde (Bodrum,Dalaman,Datça,Marmaris,Dalyan) apart hotel veya günlük villa kiralıyabilirsiniz.Daire fiyatları günlük 50tl ile 100tl arası oda sayısı ve eşyasına göre değişmektedir.Villalar günlük 100 tl ile 250 tl arası villanın özelliklerine göre değişiyor. Villalar genellikle havuzlu ve full eşyalı oluyorlar.
Hoteller lükslüğüne göre ve konseptine göre değişiyor.Eğer gezmeyeyim görmeyeyim diyorsanız herşey dahil sistemi ile çalışan otel tam size göre.Turlara çıkayım gezeyim göreyim diyorsanız yarım pansiyon veya oda kahvaltı konsepti ile çalışan otellerde yer ayırtmanızı ve gün içinde turlara çıkmanızı tavsiye ederiz.

Deniz, güneş, kum, tarih, doğa, yeme, içme, eğlence, adrenalin… Tatil anlayışınızın içinde bu kelimelerden hangisi ya da hangileri yer alıyor bilemiyoruz ama, tümünü aynı anda bulabileceğiniz bir yöre biliyoruz:
Fethiye.
Güney Akdeniz’in özellikle yaz aylarında en çok rağbet gören bölgelerinden olan Fethiye, unutulmaz tatil yaşamak isteyenler için ideal… Fethiye’ye karayolu ile Antalya, Muğla ve Burdur bağlantılı üç ayrı alternatif ile çam ağaçları arasında yapılacak rahat bir yolculukla ulaşılabiliyor. Hava ulaşımını tercih ederseniz en yakın havalimanı 55 km. uzaklıktaki Dalaman Havalimanı. Fethiye–İstanbul arası 814 km’dir. Ankara’dan 635 km, İzmir’den ise 359 km uzaklıkta.
Ölüdeniz gibi dünyada eşi bulunmayan bir plajı bulunan Fethiye, Türkiye’nin turizm merkezlerinden biri. Hemen belirtelim: Ölüdeniz, geçtiğimiz yıllarda Almanya’nın en yüksek tirajlı gazetesi olan Bild’in internette başlattığı, ‘Dünyanın En Güzel Sahili’ yarışmasında en yüksek oyu alarak birinci oldu.

Yeryüzü cenneti Dalyan

Köyceğiz Gölü ile Akdeniz’i birleştiren ana kanal üzerinde bulunan Dalyan, tam bir doğa harikası. 5 bin yıllık tarihine rağmen, bozulmamış olarak sizi bekliyor.
Pek çok ünlü turizm merkezine yakın olmasına rağmen, Dalyan’ın nasıl bozulmadan bugünlere gelebildiğini merak edebilirsiniz. Bunun nedeni, ana yoldan 12 kilometre içeride bulunması. Bu yüzden “Gizli Cennet” olarak günümüze kadar doğal haliyle kalmayı başardı.
Dalyan, Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı bir belde. Nüfusu 5 bin dolayında. Çok sayıda yabancı uyruklu da burada yaşıyor.

Dalyan’da hayat su ile özdeşleşmiştir. Yakın zamana kadar, yaşam tamamen tekne üzerinde idi. Düğünler, konvoy halinde giden tekneler üzerinde yapılırdı. Satılacak mallar, pazarlara tekne ile götürülür, ihtiyaçlar alınıp getirilirdi. “İmamın kayığı” deyimini duymuşsunuzdur. Dalyan’da gerçekten imamın kayığı var. Çünkü mezarlık karşı kıyıda. Dalyan’da çoğunluğu tekneyle görülecek o kadar çok yer var ki, seçmekte güçlük çekebilirsiniz.

Dalyan, 1990′lı yıllara kadar sadece tiryakisi olan az sayıda yabancı tarafından biliniyordu. Gizli kalabilmesinin bir nedeni de Marmaris ile Fethiye arasındaki yoldan 12 kilometre içerde olmasıydı. Çevredeki turistik yörelerden Dalyan’a düzenlenen günlük turlar ve Caretta-Caretta deniz kaplumbağaları ile tanındı. Şimdi ise günlük turlar tersine döndü. Tatile çıkanlar, beton yığını haline gelmiş, geceleri gürültüden uyunamayan ünlü turizm merkezleri yerine Dalyan’da huzur içinde uyuyor, isterlerse oralara gezmeye gidiyor. Çünkü Dalyan, pek çok turizm merkezinin yakınında bulunuyor.

DATÇA
Datça ;Akdeniz ile Ege denizinin iç içe geçtiği sularda irili ufaklı koylardan oluşan kıyı şeridi ,kıyıya dek uzanan ormanları,zengin bitki örtüsü yıl boyunca ılıman iklimi ile bir yeryüzü cennetidir.
Ulaşım: Datça’ya ulaşmak artık eskisi kadar zor değil.Bir zamanlar Marmaris-Datça arasında 372 viraj sayılırdı.Son 10 yılda Marmaris-Datça yolu genişletildi ve rahat seyahat edilebilecek bir hale getirildi.Artık 372 viraj yok.Yolun tamamı asfalt ve geniş.Marmaris’e ulaştıktan sonra buradan her saat başı kalkan midibüslerle 1.5 saatte Datça’ya ulaşabilirsiniz.

Tanrı önce yeryüzünü yarattı,sonra doğayı,sonra suyu,sonra insanları.İnsanların kalplerinde sevgiyi yarattı,bağlılığı yarattı gönüllerinde.Ailesine bağlılığı,doğaya bağlılığı,hayata bağlılığı.Tanrı aşkı yarattı insanların kalplerinde,aşkın anlamını yarattı insanlarda.Su gibi berrak denizi yarattı masmavi,doğayı,yemyeşil ormanları,tertemiz havayı yarattı.Datça’yı yarattı asırlar önce sevdiği kullarının uzun yıllar yaşaması için.Datça’nın tertemiz havasını,yemyeşil doğasını,masmavi denizini yarattı insanların Datça’ya aşık olması için vazgeçememesi için.Ve tanrı kullarını Datça yarımadasına bıraktı uzun yıllar yaşasınlar diye.Kullarıda yaşadılar asırlarca,yıllarca.Oysa Datça’nın havasını,doğasını,suyunu,yemeklerini tadan bir daha vazgeçemiyor Datça’dan.Tıpkı Datça’nın kullarından vazgeçemediği gibi.Ne insanlar vazgeçebilir Datça’dan nede Datça yalnız kalabilir tek başına.Dünyada en bol oksijen olan yerlerden biridir.

Temmuz 5, 2009 Posted by | Fethiye, Gezelim, Tatil | , , , , | Yorum yapın

Bati Akdeniz´de 2009 Yaz Tatili

Turist sayısındaki azalma, bu yıl Antalya’da yerli tatilci için birçok avantaj yarattı. Oteller kapıda cazip fiyatlar sunarken, sahillerde mavi bayrak kalitesine ulaşan tesislerin sayısı artıyor. Eğlence mekanlarında ise Brezilyalı sambacılar fırtına gibi esiyor.

KONAKLAMA

Kapılar yerli tatilciye açık

Global krizin etkisiyle yabancı turist sayısının yüzde 12’ye kadar gerilemesi üzerine, Antalya çevresindeki büyük tesisler özel tatil paketleriyle yerli turiste yöneldi. Antalya Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar, okulların kapanmasıyla fiyatların oturduğunu belirtti. Beş yıldızlı 190 otel, 39 tatil köyünde uygun fiyatlarla oda bulmak mümkün. Konuklarını havaalanından helikopter ya da limuzinle karşılayan, özel aşçısı, barmeniyle ağırlayan VIP otellere bu yıl iki yeni tesis eklendi: Mardan Palace ve Vogue Avantgarde. Mardan’da kahvaltı dahil iki kişi günlük 254 euro ile 4 bin 753 euro arasında konaklamak mümkün. Kemer’in Göynük Beldesi’ndeki yedi yıldızlı Vogue Avantgarde Otel, suit odalarının yanı sıra günlüğü 20 bin dolara özel villada konaklama fırsatı sunuyor.

Antalya’nın Duacı Köyü’ne kurulan Ayka Vital Park, sağlık hizmetleriyle tatili birleştiriyor. Yaşlı ve engellilere beş yıldızlı konfor sunuyor. 172 odanın bulunduğu merkezde fizik tedavi ve rehabilitasyon üniteleri, ozonterapi, kardiyoloji kliniği, diş tedavi ve gençleştirme birimleri, SPA, spor salonları bulunuyor.
Batı Akdeniz’in tesettür otellerinin sayıları artarken, kaliteleri yükseliyor. Kumluca’daki beş yıldızlı Şah Inn Paradise, kadınlara özel havuz, plaj, SPA’nın yanı sıra sadece kadınların eğlenebildiği bir de diskoya sahip.

EĞLENCE

Köpüğün yerini kar aldı

Geçen yıl üç kişinin ölümüne yol açan kazadan sonra yasaklanan köpük partilerinin yerini bu yıl kar partileri aldı. Dans pistlerine dev kardan adamlar yapılıyor, eğlenenlerin üzerine kar makinesiyle kar püskürtülüyor. Rus revü gruplarına da güçlü bir rakip çıktı. Yıllar sonra samba Batı Akdeniz’de yeniden moda oldu, Brezilyalı topluluklar büyük ilgi çekiyor. Antalya merkezindeki en büyük eğlence mekanlarından Beach Park, bu yıl radikal bir kararla yüksek sesli eğlencenin bitiş saatini 02.00’den 24.00’e çekti. 12’nci yaşını kutlayan Club Ally yenilendi. Lara’daki Maia Beach, denize kurulan platformda Rus dansçıların gösterisiyle öne çıkıyor. Olympos Disko, Club Arma, Jolly Joker, Club Orpeus, Club Engel eski canlılığını bu yıl da koruyor. Çılgın eğlencelerin adresi, Kemer sahilindeki Club İnferno, Club Kemer Aura, Club Arena Moonlight ve Club Maji. Rusların çılgınca eğlendiği kulüplere rezarvasyonla, sadece çiftler kabul ediliyor. Alanya’nın eğlence merkezi Rıhtım Caddesi’ndeki iddialı mekanlardan Janus Disko, Bistro Bellman ve Robin Hood Disko, bu yıl da saat 03.00’e kadar açık. Dört bin kişilik Auditouryum Disko’da her türlü animasyon ve eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürüyor. Cuba, Latin dans gecelerini sevenlerin mekanı. Türkçe müzikle eğlenenlerin adresi Red Tower’in Sky Disko Bar’ı oluyor. Türkler Beldesi’ndeki Summer Garden Eğlence Merkezi ise deniz kıyısında bahçe içerisinde doludizgin eğlence yaşatıyor. Özellikle Alman ve Rus gençlerin tercih ettiği Summer Garden’dan çıkışta bu yaz ekmek arası köfte yiyebilirsiniz.

SAHİLLER / PLAJLAR

Antalya’ya 15 yeni mavi bayrak geldi

Geçen yıl 141 plaj, iki marinasıyla Türkiye’nin en fazla mavi bayrağa sahip kenti unvanını taşıyan Antalya, bu yıl Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı’nın (FEE) Danimarka’da yaptığı değerlendirmede liderliğini korudu. 156 plajı, üç marinası, üç yatı mavi bayrakla taçlandırıldı. Yüzme suyu kalitesi, çevre yönetimi, can güvenliği ve hizmet kriterlerine uygun görülen plajlara verilen mavi bayrak, tatilcilere çevre dostu bir işletmede konakladıklarını gösteriyor.

Alanya’dan Mahmutlar Plajı’nda Happy Elegance Otel, Türkler Plajı’nda Köşdere Otel, İncekum’da İncekum Resort Otel, Okurcalar’da Sidera Otel ile Lamer Delta Otel, Manavgat’ın Kızılot Beldesi’ndeki Crystal Hotel Admiral ve Flora Garden Otel, bu yıl ilk kez mavi bayrak aldı. Kemer’de Joy Kriş World Otel ve Limak Limra, Çamyuva’da Marco Polo TK, Kaş’da Aquapark Otel, Gündoğdu’da Tayyarbey Otel, merkeze bağlı Aksu’da Venezia Palace ve IC Green Palace ile Lara’daki Lares Park Otel, plajlarında mavi bayraklarıyla hizmet vermeye başladı. Geçen yıl ara veren Antalya Çelebi Marina, tekrar başvuru yaparak mavi bayrağını geri kazandı.

KONYAALTI’DA GO-KART LARA’DA KUM HEYKEL

Antalya merkezindeki falezlerle Konyaaltı Sahili’nin birleştiği alanda bulunan Beach Park, 86 bar, restoran ve kafeyle hizmet veriyor. Bu yıl go-kart ve model otomobil pisti açıldı. Plaj voleybolu, hentbol, okçuluk gibi birçok turnuva düzenlenecek. 2,5 kilometrelik sahili, 11 plajıyla iddialı Lara Beach Park bu yıl bungee jumping platformunu kapattı. Yaz sonuna kadar sürecek Uluslararası Kum Heykel Festivali başlatıldı. 100’den fazla mitolojik olay, kahramanın işlendiği dev heykelleri yaz boyunca 300 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. Antalya Yat Limanı’ndan Düden Şelalesi ve Sıçan Adası’na turlar sürüyor. Günlük tur ücreti 40- 60 TL, saatlik 5-10 TL. Rusların ilgi gösterdiği yüksek hızlı yatlarla turlar yaygınlaştı. Saatte 80 kilometreye kadar hız yapan teknelerin günlük kirası 2- 10 bin TL arasında. Denizden sıkılıp, Antalya’yı kuşbakışı seyretmek isteyenler için Kemer ile Tekirova Beldesi arasındaki 2 bin 365 metre yüksekliğindeki Tahtalı Dağı’nda her hafta farklı bir aktivite yapılıyor. Zirveye her gün 09.00 – 19.00 arasında teleferikle çıkmak mümkün.

DALIŞTA ÜÇ ADALAR

Antalya’nın 11 önemli dalış noktasından çoğu Kaş, Kalkan ve Kemer’de. 120 firma dalış eğitimi veriyor. Rehber eşlikli 45 dakikalık dalışın fiyatı 50- 60 TL arasında. Kemer açıklarındaki ünlü dalış merkezi Üç Adalar’ın avlanma yasağı listesinden çıkarılması, tehlikeleri de beraberinde getirdi. Zıpkın ve oltalar arasında dalış yapıldığını söyleyen Tekirova Sualtı Çevre ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Turgay Işıklar, tekrar yasak konulması çağrısı yapıyor. Kaş’tan Alanya’ya 643 kilometrelik sahil şeridinde 350’nin üzerinde su sporu istasyonu bulunuyor. Valilik 30 Mayıs’ta yayınladığı genelgeyle, jet-ski ve benzeri araçların halk plajlarına 200 metreden fazla yaklaşmasını yasakladı. Antalya Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar’ın verdiği bilgiye göre, jet-ski, paraşüt, banana, rüzgar sörfü gibi su etkinlikleri için bu sezona özel 362 parkur belirlendi. Jet-ski’lere liman başkanlıklarına kayıt yaptırma zorunluluğu getirildi. Su sporu araçları sahile giriş koridorlarında 3 milden fazla hız yapamayacak. Halk plajları çevresinde en fazla iki, otel önlerinde üç jet-ski çalıştırılabilecek.

MANCINIK HEYECANI

Alanya’nın Okurcalar Beldesi’ndeki Akdeniz’in en büyük su parkı Water Planet, bu yıl catapult, yani mancınık heyecanını başlattı. Beş yıldızlı, 300 yataklı tatil köyünde yamaç kaydırağından, yapay raftinge çok sayıda ekstrem spor yapılıyor. Örneğin “Bungee Jumping”de lastikli bir halata bağlandıktan sonra 75 metrelik kuleden boşluğa atlanıyor. Hilmi Yüksel tarafından Danimarka ve Hollanda’dan sonra ilk kez Türkiye’de başlatılan catapult ise macera meraklılarını lastikli bir halatla, saatte 130 kilometre hızla, 1,8 saniyede 85 metre yükseğe fırlatıyor. Ücreti 60 TL.

LEZZETLER

Antalya’ya Rus restoranı

Kriz nedeniyle rekabetin yoğunlaşması, fiyatların aşağı çekilmesi ucuz otellerdeki yiyecek kalitesini de düşürdü. Birçok otel birinci kalite kırmızı et, ithal peynir, deniz ürünlerinde revizyona gitti. Yiyecek İçecek Yöneticileri Derneği (YİYDER) Başkanı Aydın Özdemir, otellerin kişi başına ortalama olarak yiyeceğe 6 Euro, içeceğe 4 Euro bütçe ayırdığını söyledi. Beş yıldızlı bile olsa, kurumsallaşamamış, zincir otel olamamış tesislerde düşük kaliteli yiyeceğe rastlanabileceğini belirtti. “Bazı acentelerin beş yıldızlı otele kişi başına 18 Euro teklif ettiğine tanık oldum. Kaliteli oteller yiyecek yerine personelden tasarrufa yöneliyor” dedi. Kundu’daki beş yıldızlı Titanic Otel’in Yiyecek ve İçecek Müdürü Turgay Gülel ise isim yapmış kuruluşların tasarruf adına kalite çizgisini düşürmeye cesaret edemeyeceklerini söyledi. “Bazı sürekli müşterilerimiz açık büfede hangi ürünün nerede olduğunu benden iyi biliyor” dedi.
Antalya’nın balık restoranları arasında Club Arma popülerliğini koruyor. Lara’da Kısmetim Balıkevi, Konyaaltı’nda Lara Balıkevi yine revaçta. 7
Mehmet Restaurant balığın yanı sıra ette de iddialı. Mönüsünde yalnızca şiş köfte, piyaz ve kabak tatlısı bulunduran lokantaların sayısı arttı.

Topçu Mustafa, Şişçi Ramazan ve Özdoyum Lokantası’na Piyazcı Ahmet eklendi. Merkezdeki Atatürk Parkı’ndaki restoranların da yıldızı parladı.
Antalya’daki Rusların artması şehre kaliteli bir Rus restoranı kazandırdı. Kurucusu Lada Ryazanova, Güzeloba Mahallesi’ndeki Scorpio Restaurant’ta scorpio şaşlık, surpa, pelmeni, etli krep, füme somon rulo, rus salatası gibi lezzetleri sunuyor.

Temmuz 5, 2009 Posted by | Genel | , , , , | Yorum yapın

Göl Kiyisinda Tatil

Sahil kasabalarında yoğunluğun arttığı yaz aylarında deniz, güneş, kum turizmine alternatif yaratabilirsiniz. Doğa, göl, serin hava odaklı gezilere çıkabilirsiniz. Türkiye’nin coğrafi çeşitliliği her bölgede farklı göl seçenekleri sunuyor. Üstelik çoğunda yüzmek, balık tutmak, su bisikletiyle dolaşmak, huzur dolu bir atmosferde uzun yürüyüşlere çıkmak mümkün. İznik, Bafa ve Van göllerinin doğası kadar çevresindeki kültürel zenginlik de göz kamaştırıcı. Sapanca, İstanbul’un yakınında bir doğa cenneti. Yeşilin binbir tonunu, serin bir atmosferde görmek istiyorsanız Uzungöl sizi bekliyor.

BAFA GÖLÜ

Gün batımını unutamayacaksınız

Bodrum’un kalabalığından bunaldıysanız, hemen yanıbaşında Bafa Gölü’ne yönelin. Muğla’nın Milas ilçesi sınırlarında, Söke – Milas Karayolu üzerinde. Arkeolojik zenginliklerle dolu bir rotadan geçerek ulaşacaksınız: Milas-Söke yolundan giderken Euromos okunu takip ederek Tanrı Zeus için yapılan tapınağa, daha sonra Kapıkırı- Herakleia sapağından Gölyaka köyüne varırsınız. Beşparmak Dağları’nın eteklerindeki kalıntıları da gezebilirsiniz. İşte Bafa Gölü’nü en güzel bu noktadan seyredebilirsiniz. Bafa, bugün Türkiye’deki bir çok göl gibi yanlış politikalar nedeniyle kuruma tehlikesi altında. Oysa çevresindeki Söke Ovası, 2000 yıl önce denizmiş. Körfez, Büyük Menderes Irmağı’nın alüvyonlarıyla dolunca, ova haline gelmiş. Gölde üç küçük adanın üstünde kilise, manastır kalıntıları bulunuyor. En eskisi “Yediler Manastırı”. Gölde kefal, levrek, yılan balığı tutuluyor. Eskiden çok sazan varmış, gölün suyu kuraklıktan tuzlanınca nesilleri tükenmiş. Neyse ki balıkçıl, pelikan, karabatak ve ördekler hayatta. Zeytinliklerle çevrili gölün kıyı lokantalarında yemekler zeytinyağıyla pişiyor. Sahilde gezi tekneleri dolmuş usulü ada turu yaptırıyor, yüzme molası da veriyor. Turda adalardan sonra antik Heraklia kenti de geziliyor. Beşparmak Dağları’nın güney eteklerinde, gölün kıyısına kurulu kente, Bafa Beldesi’nden 9 kilometrelik toprak yolla da ulaşmak mümkün. Yolculuk boyunca kayaların ilginç şekilleri dikkatinizi çekecek. Kapıkırı Köyü’ne gelirken sahile inen yol Heraklia antik kendine gidiyor. Tarihi M.Ö. 7′nci yüzyıla uzanan kent deniz ticaretiyle zenginleşmiş, Bizans döneminde psikoposluk merkezi olmuş. Kent, 6.5 metre yüksekliğinde surlarla ve 65 kuleyle çevrilmiş, içindeki Athena Tapınağı, günümüze kadar gelebilmiş. Göl çevresi o kadar dolu ki geçerken gerçekten bütün tatilinizi göl kenarında geçirebilir, günübirlik çevre gezileri de yapabilirsiniz. Milas’ta Gümüşkesen Mezar Anıtı’nı, içme suyuyla da tanınan Labranda Antik Kenti’ni, Didim, Milet ve Lasos’u görebilirsiniz. Sokaklar, evler, hanlar tarihi dokusuyla çarpıcı güzellikler sağlıyor. Ünlü Milas halıları da görülmeye değer.

Bafa Gölü

Bafa Gölü

NEREDE KALINIR?

Club Natura Oliva: Bafa kıyısında, zeytinlikler içinde. Sahilinde yüzebilir, kano yapıp, masa tenisi oynanabilirsiniz. (0252 5191072 / www.clubnatura.com) Agora Pansiyon: Kapıkırı köyünde, Heraklia harabeleriyle içiçe. (Tel: 0252 5435445 /www.herakleia.com) Selenes Pansiyon: Göl manzaralı (0 252 5435221 / www.latmosherakleia.com) Ayrıca bölgeye çok yakın olan Didim otellerinde de konaklanabilir.

İZNİK GÖLÜ

Şişte yayın balığına doyamayacaksınız

Bursa’daki gölün Antik Çağ’daki adı Askania’ydı. Türkiye’nin 5′inci büyük gölü. 298 kilometre karelik gölün en dar yeri 11 km, doğu-batı doğrultusunda uzunluğu 32 km. Suyu tatlı. Batı kıyısındaki kum ve çakıl yığınlarından sızarak Garsak Deresi’ni oluşturuyor, Gemlik Körfezi’ne dökülüyor. Kış ve ilkbahar mevsimlerinde yükselen suları yaza doğru alçalıyor. Gölde en çok sazan, yayın balığı yetişiyor, çevresi zeytinlikler, bağlar, meyve ve sebze baçeleriyle kaplı.

İstanbul yönünden gelirken Orhangazi’den ayrılıp İznik’e giren yol, gölün kuzey kıyısından zeytinlikler arasından sürüyor. Köyleri aşıp iznik’e ulaşıyor. Göl kıyısında piknik alanları, balık lokantaları sıralanıyor. Şişte yayın ve bulgur pilavları meşhur. Güney kıyılarındaki kumsalları plaj olarak kullanılıyor. İznik’ten Gemlik’e doğru inilip gölün güney kıyısından gidildiğinde, bir dizi köy karşılayacak sizi. İki katlı ahşap evlerden oluşan köyler, Osmanlı’nın ilk yerleşimlerinden. Yoldan biraz içeride kalan Gürle tepesine sırtını veren köyde, sadece minaresi ayakta kalmış 600 yıllık Orhan Bey Camisi bulunuyor. Gürle Tepesi köyden 1282 metre yukarıda. Tepeye çıkış sık bitki örtüsü nedeniyle zor olsa da, köylüler bölgenin trekking için uygun ve olduğunu söylüyor. İznik, tarihte üç kez başkent olmuş. Dört kapısından üçü ayakta. İskele kapısı ise yok olmuş. Sayısız cami ve kilise görmek mümkün. Merkezdeki hamam kalıntısının 800 yıllık olduğu, Cenevizliler’den kaldığı iddia ediliyor. Ayasofya Kilisesi, Ayatrifon Kilisesi, Koimesis Kilisesi, Yakup Çelebi Türbesi, Hacı Özbek Camisi, Yeşil Cami diğer önemli yapılar. Süslemede geometrik biçimlerin yerine bitkisel bezeme kullanılması meşhur İznik çiniciliğinin buluşu.

NEREDE KALINIR?

Ski Park Lake Side: Göl kıyısında su kayağı eğitim kampı, 5 bungalowları var. Wakeboard, slalom, barefoot tipi su kayağı yapılabilir. (GSM 0532 6204240) Salıcı Evi: Göle tepeden bakan Gürcü evi, karşı köyden demonte edilip buraya getirilmiş. (Tel: 0532 3154536)Safira Otel: Sahilde (0 224 7571700)

SAPANCA GÖLÜ

Sörf yapabilir, maviye yelken açabilirsiniz

Adapazarı’ndaki göl, dereleri, içme suyu havzası ve ormanlarıyla bir cazibe noktası. İstanbul’a 110, Ankara’ya 330, Bursa’ya ise 180 kilometre uzaklıkta. Etrafı ormanla çevrili. 42 kilometrekare genişliğinde. Kıyısındaki bitki çeşitliliği, suyun berrak mavisi özellikle doğanın canlandığı dönemlerde tam bir renk cümbüşü yaratıyor. Çınar ağaçları, sebze meyve bahçeleri arasında uzanan gölgeli yolları bölgeyi güzelleştiriyor. Dolmuşlarla gidilen iki belde var: Kırkpınar ve Kurtköy. Kurtköy’de dereler, geniş piknik alanları, alabalık çiftlikleri ve restoranlar bulunuyor. Burası ayrıca Sapanca’nın meyve bahçesi. Kırkpınar’da yeşil ve rahat yürüyüş alanları varken lokanta ve kafeler de çok beğeniliyor. Sapanca’da göl kenarından bir başka mesire yeri olan Maşukiye yoluna doğru çıkarken yolun her iki yanında alabalık üretim tesisleri ve restoranlar var. Alabalık, ızgara, güveç, mısır ununda tavada ve kiremitte yapılıyor. Dağ ve göl manzaralı Maşukiye, Sapanca, Pamukova arası dünyada çok nadir rastlanan iklim koşullarına sahip. Yaz sıcaklarında hep ferah. Gölün derinliği 61 metreyi bulurken, ortalama derinlik 31 metre. Suyu içiliyor. Yüzebilir, sörf, yelken yapabilir, deniz bisikleti ya da sandalla çevrede gezintiye çıkabilirsiniz. Balık tutmaktan hoşlananlar sazan, turna, yayın, tatlı su uskumrusunun peşine düşebilir. Samandağ Zirvesi Soğucak, Yaylası koridorunda büyük kentlerde şişelenmiş olarak satılan Kristal, Sırma, Mahmudiye gibi suların kaynakları sıralanıyor. Sapanca’nın merkezinde çoğunluğu 1800′lü yıllardan kalma tescilli 60 kadar tarihi ev var. Hükümet Konağı önünde Bizanslılar’dan kalma lahitler sergileniyor. Mimar Sinan’ın yaptığı belirtilen ve Vecihi Kapısı olarak adlandırılan kemer de ilçenin merkezinde. 1555 yılında Mimar Sinan’ın kalfaları tarafından yapılan Rüstempaşa Camii, 1885 tarihli Hasan Fehmi Paşa Camii de görülebilir.

NEREDE KALINIR ?

Sakarya Üniversitesi Kırkpınar Uygulama Oteli: Göle 250 metre uzaklıkta (0264 5922530 / www.sostesis.sakarya.edu.tr) The Green Park Resort Kartepe: Kartepe mesire yerinde, göle 30 km uzaklıkta (0262 3154700 / www.karteperesort.com) Club Lale Sapanca: Göl kıyısında (0264 5828930 / www.laleotel.com) Sapanca Aqua Apart Hotel: Göle 700 metre uzakta, havuzlu (0264 5825237 / www.sapancaaqua.com) Zeliş Çiftliği: 70 dönümlük meyve bahçesinin içinde (0264 5920586 / www.zelisciftligi.com.tr) Nua Wellness Spa: Göl kıyısında (0264 5822100 / www.richmondnua.com)

ABANT GÖLÜ

Sabah yüzün, ikindide fayton turuna çıkın

Bolu’nun 34 kilometre güney batısında. Çam, köknar, kayın ağaçlarından oluşan ormanla çevrili. 1328 metre yükseklikte, 1.28 kilometrekare genişliğinde. İstanbul’dan gelirken Kaynaşlı ayrımından otoyoldan çıkıp, Bolu Dağı’nı tırmanmak gerekiyor. Dağın bitiminde Abant sapağından giriliyor. 22 kilometrelik yemyeşil yolun sonunda Abant Gölü Milli Parkı’nın girişine geliyorsunuz. Ankara’ya dört, İstanbul’a üç saat uzaklıkta. Bolu’ya hemen hemen tüm kentlerden otobüsle ulaşım mümkün. Trenle ulaşımı tercih edenlerin, Adapazarı’na kadar trenle gelip otobüsle Bolu’ya oradan da minibüsle Abant’a gelmeleri gerekiyor. Abant gölünün çevresi 7 kilometre. Göl çevresinde özelikle fayton turu son derece keyifli. Abant, bitki ve hayvan türleri açısından oldukça zengin. Şu anda olta balıkçılığı yasak. Çevredeki çiftliklerin alabalıkları da göldekiler kadar lezzetli. Gölün etrafında oteller ve restoranlar var. Gölün hiçbir akarsu ile beslenmemesi, tamamen kaynak sularıyla oluşması, sarı ve nadir bulunan beyaz nilüferlerle kaplı oluşu diğer özellikleri. Sahilde mangalda sucuk ve kırmızı şarap tadabilir, kır kahvelerinde sıcak çay veya kahve keyfi yapabilirsiniz. Dönüş yolunda yöre halkından, yörenin kendine özgü tarhana, erişte, yağlı peynir, tereyağı, çam balı ve çeşitli meyve-sebzelerinden satın alabilirsiniz.

NEREDE KALINIR?

Taksim International Abant Palas: İçinde butik otel de barındıran modern bir tesis. (0374 2245012) Büyük Abant Oteli: Gölün kıyısında müthiş bir göl kafesi var (GSM: 0533 7630900) Abant Petro Club: Göle 18 km uzakta (0374 2252870)Abant Evleri: (0374 2245178)

UZUNGÖL

Ayaklarınız suda, başınız bulutlarda

Trabzon’un en ünlü yaylalarından. Of’tan güneye doğru Çaykara yoluna 40 dakikada, oradan da 1 saatlik bozuk bir yoldan geçerek Uzungöl’e varılıyor. 1090 metre yükseklikte. Ormanlarla kaplı bir vadinin ortasında. Çevresinde pansiyonlar, balık lokantaları, küçük resort tipi oteller var. Doğaseverler, yürüyüşçüler, botanikle ilgilenenler için cennet. Yazın bunaltıcı sıcaklarında bile serinliğini koruyor. Su bisikletiyle gölde gezebilirsiniz. Vadi içinden akan temiz, berrak sulu bir dere göle dökülüyor, oradan taşarak Of kasabasından geçip, denize ulaşmak üzere Solaklı deresine (çayına) katılıyor. İkindiden itiraben bulutlar geliyor. Gölde büyüleyici bir manzara oluşturuyor. Uzungöl’e günübirlik gidip, akşama Of ya da Trabzon’a geri dönebileceğiniz gibi, oradaki otel ve pansiyonlarda da konaklayabilirsiniz. Otomobiliniz yoksa, Of’tan kalkan minibüslere binerek Çaykara ve Uzungöl’e gidebilirsiniz. Uzungöl çevresinde gezilecek sayısız yayla var. Yukarıya, Soğanlı Dağı’na doğuru az bilinen bir rotada dağın zirvelerine doğru yolculuk sizi çok heyecanlandıracak. Bir saatlik otomobil yolculuğu ile önce İspil köyüne sonra da Meze Yaylası’na varırsınız. Yayladan 10 dakikalık sürüşle zirvede, bulutların üzerindesiniz. Yürümek isteyenler için yürüşüyüş de tavsiye edilir. Zirvede bir yanınızda Anzer, diğer yanınızda Haya, ve diğer tarafta Uzungöl’ün de bulunduğu Haldızen Vadisi’ni göreceksiniz. Bir saat daha yol alırsanız Haya Yaylası’ndan Maura Yaylası’na, oradan İksenit Yaylası’na inersiniz. Burada yaylaların sonu yok desek yeridir.

NEREDE KALINIR?

İnan Kardeşler Alabalık ve Motel Tesisleri (0462 6566021) Özkan Motel (0462 6566280) Danış Motel (0462 6566017) Akyüz Motel (0462 6566092) Önal Motel (0462 6566074) Doğa Motel (0462 6566110)

VAN GÖLÜ

Kıyıdaki yerleşimler Ege kasabaları gibi

Vanlılar, “deniz” demeyi tercih etse de biz onu Van Gölü olarak biliyoruz. Tatvan ilçesi sınırları içinde, sönmüş volkanik dağ Nemrut’un dibinde. 3 bin 173 kilometrekare genişliğinde. Kıyı şeridi 430 kilometre. Derinliği 451 metreye kadar varıyor. Suları tuzlu, sodalı. Doğu bölümünde dört ada bulunuyor: Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adaları arkeolojik SİT alanı. Gölde feribotlarla Tatvan-Van demiryolu bağlantısı sağlanıyor. Suyun sodalı olması biyolojik çeşitliliği sınırlıyor. 103 tür fitoplankton, 36 tür zooplankton bulunan gölün tek balığı inci kefalı. Adalar arasında teknelerle mavi tur, plajlarında su sporları yapılıyor. Çevresinde sayısız doğal güzellik var. Gevaş, Tatvan, Edremit gibi gölkıyısı ilçelerinin yanı sıra Selçuklu Mezarları’nın bulunduğu ve doğal taşıyla meşhur Ahlat bunlardan sadece bir kaçı. Tatvan, Van gölü çevresinin en güzel yerleşimlerinden. Ege sahil kasabalarını andıran Tatvan’ın muftağı da özel. Bütün olarak pişirilen oğlak ile yapılan Büryan’ı tatmak gerekiyor. Afşor çorbası, çorti aşı, içli köfte gibi yerel yemekleri de denemelisiniz. Muradiye Şelalesi’nin bulunduğu Muradiye’yi, kıyıdan biraz uzak olsa da (Van’a 60 km) Güzelsu’daki Hoşap Kalesi’ni gezmeye doyamazsınız. Ege sahil kasabasını çağrıştıran diğer yerleşim, Edremit ise bölgenin turizm merkezi. Ağaçlarla kaplı. Kamplar, dinlenme tesisleri sahili boyunca uzanıyor. Kadembastı ve Kızdamı kamping alanları da günlük ya da uzun süreli vakit geçirilecek yerler.

NEREDE KALINIR?

Büyük Urartu Oteli: Van merkezinde (0432 2120660) Tuşba Otel: Göl kıyısında Edremit Yolu’nun 12′nci kilometresinde (0432 3122966) Merit Şahmaran: Göl kıyısında Edremit Yolu’nun 12′nci kilometresinde (0432 3123060) Akdamar Oteli (432 2149923) Yakut Oteli (0432 2142832) Tebriz Oteli (432 2154573)

Haziran 28, 2009 Posted by | abant gölü, bafa gölü, göl kiyisinda tatil, Gezelim, iznik gölü, sapanca gölü, Tatil, türkiye, uzungöl, van gölü | Yorum yapın

   

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.